TUNUS’A GİDEN İDARECİLER

Tunus’ta yaşadığımı anlatmıştım. Pek çok yazıda da Tunus’u tanıtmaya çalışmıştım. Tunus benim için özel bir yer güzel bir hatıra.  Onun için Tunus ile ilgili bir şeyler gördüm mü hemen dikkatimi çekiyor.

Bu sefer dikkatimi çeken bir kaymakam adayının İdarecinin Sesi dergisinde yayınlanan yazısı. (İdarecinin Sesi Dergisinin 167. sayısı Eylül – Ekim 2015)Sizin için o yazıyı paylaşıyorum. Genel vaziyet gayet güzel anlatılmış. Kendisinin ellerine sağlık diyorum ve yazıyı paylaşıyorum. Orjinalinden indirmek isterseniz  

http://www.tid.web.tr/default_b0.aspx?id=465 adresine tıklayın.

KAYMAKAM ADAYLARI TUNUS’TA

“23 Eylül 2013 tarihli İstanbul-Tunus uçağı ile 6 Kaymakam Adayı, mülki idare amirleri tarihinde bir ilk olarak Tunus Cumhuriyeti’nin başkenti Tunus’a Arapça eğitimi almak üzere ulaştık.  Şimdiye kadar Kaymakam Adayları için planlanan yurtdışı stajlarında Arapça dili düşünülmemişti. Bu ilk defa 101. Dönem için hayata geçirilecekti. Uçaktan indiğimizde nasıl bir ülke ile karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Uçak Tunus semalarına ulaşıp iniş için alçalmaya başladığında, Tunus’un meşhur beyaz evleri, yeşilliği ve uzun sahil şeridi ilk dikkatimizi çeken şeyler olmuştu. Havaalanında büyükelçiliğimizden Pelin ÖZCAN ile tecrübeli meslektaşımız ve Tunus uzmanı diyebileceğim Ali YENER abimiz 10 kişilik ekibimizi karşıladı. Dördümüz evli geliyorduk ama dönerken en az 12 kişi oluruz diye de düşünmüyor değildik.

lk Günler İDARECİNİN SESİ / EYLÜL / EKİM Ev bulma telaşı ve seviye tespit sınavları ile geçen ilk günlerin ardından dersler başladı. Fakat çok uzun sürmeden de grevler ve ders iptalleri… Tunus’ta sendikalar çok kuvvetliydi ve grevlere çok sık başvuruluyordu,  özellikle de belediye işçileri tarafından. Fakat bu sefer grev yapanlar devam ettiğimiz Manar Üniversitesi’ne bağlı Habib Burgiba Yaşayan Diller Enstitüsü’nün Arapça hocalarıydı. İlk haftalarda yaşadığımız bu sorun biraz şevkimizi kırsa da Tunus’u gezip tanıma adına da bize güzel bir fırsat sunmuştu. Genel Hatlarıyla Tunus Şimdi hikâyemize biraz ara verip, Tunus’u tanımayanlar için birkaç küçük bilgi verebiliriz. Tunus başkenti ile aynı isme sahip olan ülkelerden. Kapıları, Yed-i Fat ıma (Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma’nın elini temsil ediyor) ve yasemin çiçeği en önemli sembolleri. Tunus’un vazgeçilmez içecekleri olarak naneli çay ile taze sıkılmış meyve sularını sayabiliriz. Kahve içme alışkanlıkları da bize göre oldukça yaygın. En meşhur yemeği ise tabii ki kuskus. Döner çok yaygın bir şekilde tüketiliyor. Başkent Tunus’ta iki döner fabrikası var. İkisinin de sahibi Türkiye’den. Temizlik açısından lokantalar çok nezih olmasa da temiz lüks restoranlar mevcut. Nüfusu 11 milyon civarında olup, aslen berberiler. Uzun yıllar Osmanlı Devleti yönetiminde kaldıktan sonra, 1881 yılında Fransa sömürgesi olmuş fakat içişleri açısından Osmanlı zamanında da yönetimde olan ve aslen Türk olan beyler devam etmişler. Fransız sömürgesi olmanın en büyük mirası ülkede anadil seviyesinde Fransızcanın bilinmesi ve yaygın bir şekilde konuşulması. Hatta bazen anadilleri Arapçanın bile önüne geçtiği oluyor. 1956 yılında ise Fransa sömürgeliğinden kurtulup, Paris’te hukuk tahsilini yapan avukat Habib BURGİBA öncülüğünde bağımsızlığına kavuşmuştur. Burgiba bağımsızlık sonrası reformlarında kendine Atatürk’ü örnek almış. Hatta memleketi Manastır şehrindeki kabri bile bir nebze Anıtkabir’i anımsatıyor. Habib Burgiba ülkede çok seviliyor ve sahipleniliyor. Onun dışında Tunus taraf ından sahiplenen iki tarihi şahsiyet daha mevcut. İlki Kartaca Komutanı Hanibal ki, Kartaca harabelerini gezmek halen mümkün. Mozaik müzesinde hem Hanibal’a hem de bu döneme ait birçok mozaik mevcut. Diğer önemli şahsiyet ise Mukaddimesi ile meşhur ünlü sosyolog İbn-i Haldun. Doğum yeri ile çocukluk ve gençlik dönemlerinde eğitimlerini aldığı yer başkent Tunus. Tunus’ta Bayram Coşkusu Çoğu ülkede olduğu gibi Tunus’ta da milli bayram olarak “Bağımsızlık Günü” kutlanıyor. Bizde bunun karşılığı, çok şükür ki bağımsızlığımızı şimdiye kadar tamamen kaybetmediğimiz için, Cumhuriyet Bayramı’dır. Bizim Tunus’ta geçirdiğimiz tek Cumhuriyet Bayramımızda ise sınıftaki diğer milletlerden gelen arkadaşlarımıza karşı İstiklal Marşımızı ayağa kalkarak gururla okuduk. Hemen arkasından gelen öğretmenler gününde ise ülkemizdeki kadar değer verilmeyen veya bir günle de olsa mutlu edilmeyen kurstaki tüm öğretmenlerimize ders sırasında tek tek sınıfları gezerek çiçek hediye ettik. Ulusal egemenlik ve çocuk bayramında ise Tunus’ta üretim yapan Türkiyeli bir lokum üreticisinden aldığımız lokumlardan yine her sınıfı kapı kapı dolaşarak hem herkesin ağzının bizim lezzetlerimizle tatlanmasını sağladık hem de bayramımızı kutlamış olduk. Aşure gününde ise bizimle aynı kursa devam eden eşimin yaptığı aşureyi eşimin sınıfı ve sınıf arkadaşlarımızla paylaşarak hem onlara aşure geleneğimizi anlattık hem de Arap hocalarımıza Tunus topraklarında unutulan bu geleneği hatırlatmış olduk. Aslında tüm bu özel ve güzel günlerde yapmış olduğumuz faaliyetlerdeki en önemli amacımız dünyanın dört bir yanından gelen kurstaki arkadaşlarımıza ve Tunuslu hocalarımıza ülkemizin geleneklerini ve kültürünü anlatmak ve üzerimize düşen ülkemizi temsil görevini en iyi şekilde yerine getirmekti. Tunus’un İdari Yapısı Dokuz aylık dil eğitimimizin ardından üç aylık staj döneminde, hem Tunus’un yönetim kısmını yakından tanıma imkânımız oldu, hem de büyükelçilik stajımız ile ülkemizin dışarıdaki resmi birimlerini uygulamalı olarak öğrenmiş olduk. Tunus idari yapılanma açısından, kendisine tıpkı Türkiye gibi Fransa’yı örnek aldığı için, bizimle ortak noktalarının çok olduğunu söyleyebiliriz. Merkezi teşkilat olarak bakanlıkların benzerliğinden, taşra birimlerinde illerde Tunus’ta 23 tane şehir var. En büyük, gelişmiş ve nüfus açısından kalabalık olanı ise başkent Tunus. 3 milyondan fazla insan yaşıyor ve bu, ülke nüfusunun dörtte biri demek. Biz Tunus’tan ayrılmadan önce toplam Tunus nüfusuna, yaklaşık 2 milyon da ülkelerindeki karışıklıktan kaçan göçmen Libyalı nüfus katılmış ve halen de katılmaya devam ediyordu. Bu hususun Tunus’u idari ve ekonomik açıdan zorlayan bir konu olduğu açık ve gelecek açısından da sorun olmaya devam edecek gibi durmakta. Bu olumsuzluğa rağmen Tunus için “Yasemin Devrimi” ile “Arap Baharının” başladığı ve bahar olarak devam ettiği tek yer diyebiliriz. Hem yeni anayasalarını kabul ettiler, hem de seçimlerini demokratik bir şekilde yapmaya devam ediyorlar. Devam ettiğimiz kurs 2,5 ay ders, 15 gün tatil şeklinde planlanmıştı. Aralarda ya Tunus’un diğer şehirlerini geziyor ya da Avrupa’ya kaçamaklar yapıyorduk. Tunus’un diğer önemli şehirlerini ise Sfax, Susa(Sousse), Kayrevan, Manastır, Mehdiye, Touzer, Douz, Gabes, Binzert, Nabil, Jerba, El-Cem ve Tabarka şeklinde sıralayabiliriz. Bu saydıklarımdan Touzer ve Tabarka hariç diğerlerini eşimle ve arkadaşlarla gezip görme imkânımız oldu. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki Tunus’un şehirleri ülkemizdeki şehirlere çok benziyor. Güneyindeki çöl iklimini ve hurma bahçelerini saymazsak tabi ki. Touzer ve Douz şehirleri bu kısımda olup çöl rallisi yapmak isteyenler veya deve üzerinde geleneksel turlara katılmak isteyenler için birebir. Ayrıca Touzer de Star Wars hayranları için 90’lı yıllardan kalma bir açık hava stüdyosu da mevcut. El-Cem de ise Roma’daki Kollezyum (Collesium)’a göre çok daha sağlam ve gösterişli bir arena mevcut. Kayrevan dışında diğer saydığım şehirlerin nerdeyse tamamı deniz kenarında olup bir kısmı ticaret şehri, bir kısmı ise turizm şehridir. Sfax ikinci büyük şehri ülkenin. Ticaret ve sanayi şehri. Kayrevan da Ukbe Bin Nafi Cami ve sahabe mezarı ile manevi iklimi zengin bir şehir. İslamın Tunus’a giriş kapısı aynı zamanda. Gabes’te de başka bir sahabenin mezarı mevcut. Susa ise turistik bir şehir. Korsan gemisi görünümlü gemilerle deniz turları sunuluyor. Susa’nın başkent tarafında kalan Hammamet kazası ise tam bir tatil beldesi. Özellikle kale surları dibinden güneşin batışını izlemek güzel bir deneyim gerçekten. Jerba(Curba) adası da deniz ve inanç turizmi açısından önemli bir kent. Ayrıca yılın belirli vakitlerinde Museviler hac ibadetleri için buraya gelmektedirler. Kale demişken Tunus’taki şehirlerin çoğunda Osmanlı döneminden kalma kaleler var. Bilhassa da başkent Tunus’ta en büyük ve ihtişamlısı mevcutmuş. Diğer şehirlerdeki kale ve surları dimdik sağlam bir şekilde ayakta dururken, başkentte ise kale kapıları mevcut, kale surları ise artık görülmüyor. Kale içinde kalan tarihi çarşı ve camiler ise turistlerin en çok uğradığı ve Osmanlı’nın izlerini en yoğun gördüğümüz yerlerin başında geliyor. Başkentteki bu alanda ayrıca İslam tarihinde önemli bir yeri olan ve hala da önemini korumaya devam eden Zeytuniye Cami bulunuyor. Başkentte gezilmesi gereken diğer önemli iki nokta ise Sidi Bu Said beldesi ile Bardo Müzesi. Sidi Bu Said, Tunus’un meşhur mavi pencere ve kapıları ile beyaz evlerinin başlangıç noktası ve bu geleneği başlatan ve Baron olarak bilinen kişinin de evini müze olarak gezilebilecek bir tatil beldesi. Bardo müzesi ise mozaikleri ile meşhur. Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi ile yarışabilecek seviyede olduğu belirtiliyor. Osmanlının izlerini en derin gördüğümüz yer ise tabi ki Tunus vatandaşlarının kalbi. Hangi Tunuslu ile konuşsanız sizleri kendi ailesinden ayrı görmüyor. Çok sıcak karşılanıyorsunuz ve ne kadar çok ortak noktamızın olduğunu konuştukça görüyorsunuz. Ayrıca devletimizin ne kadar güçlü olduğunu, takip edilen yöneticilerimizin bulunduğunu ve Türk Dizilerinin güçlü etkisini bir kez daha görmüş olduk. Bize ülkemizle ilgili sorulan soruların başında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan (o zaman Başbakanımız idi), Harem ve Sultan(muhteşem yüzyılın Tunus’taki ismi) ve Sayın Abdullah Gül geliyordu. Tunus-Türkiye İlişkileri Ülkemiz Tunus’ta çok yakından takip ediliyor. TİKA’nın yatırım ve yardımları göze çarpıyor. İki ülke arasındaki özellikle bakanlıklar düzeyinde eğitim ve işbirliği anlaşmaları mevcut. İki ülke arasındaki yakınlaşma ve koordinasyon her geçen gün artıyor. Biz de bu gelişmelerin bir sonucu olarak, belki de Tunus’a giden ilk kaymakam adayları olduk ve yine bu yakınlaşmaların bir sonucu olarak Türkiye’den Tunus’a gelen bazı devlet büyüklerimizi de ağırlama ve onlarla tanışma fırsatını yakaladık. Öncelikle meclis başkanımız Sayın Cemil ÇİÇEK misafirimiz oldu. Biz kaymakam adayları ile yakından ilgilendi ve hayat boyu aklımızdan çıkaramayacağımız tecrübelerinden süzülen tavsiyelerini bizlere iletti. Daha sonrasında meslek büyüğümüz Müsteşar Yardımcımız Sayın Aziz YILDIRIM ve yine meslekten abilerimiz ile bakanlığın diğer birimlerinden de katılımcıları olan grubu ağırladık. Ayrıca staj sürecinde yapmış olduğumuz ziyaretlerde de üst düzey bir şekilde ağırlandık ve Tunus İçişleri Bakanı başta olmak üzere üst düzey bürokratlar tarafından da sıcak ve samimi bir şekilde karşılandık. Velhasılıkelam hem öğrendiğimiz dil açısından, hem mesleğimiz ve ülke yönetimi boyutunda farklı bir ülke uygulaması görme açısından, hem de farklı ülkeleri ziyaret etme imkânı bularak farklı kültür ve yaşayışları görüp tanıma ve öğrenme açısından çok önemli ve büyük bir tecrübeye sahip olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bizden önce bu tecrübeleri yaşayıp mesleklerinde ve hayatlarında önemli yansımalarını gören ve bizlere aktaran abilerimiz gibi bizler de bu yansımaların etkilerini ülkemize döndüğümüz ilk günden itibaren görmeye başladık. Bizden sonra gelecek yeni dönem meslektaşlarımızın da bu tecrübeden mahrum kalmamaları dileğiyle…”

AHMET MÜFİT DAĞ

 

http://www.tid.web.tr/ortak_icerik/tid.web/167/Kaymakam%20adaylar%C4%B1%20Tunus’ta.pdf

Reklamlar

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Esra Kurtuldu dedi ki:

    Baştaki yapı İtalya’daki Collessum’a çok benziyor…

    Beğen

    1. Ondan daha sağlam vr ondan daha küçük. Ben ikisini de gördüm el cem deki collesiumu tercih ederim

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s