BEBEĞİME GECE UYKUSU ÖĞRETİYORUM

Malum bebek olunca gece uykusuzluğu başlıyor. Toplamda onbeş aydır hemen her gün uykumu alamamış kronik bir yorgunlukla uyanıyorum. İlk altı ay psikolojim bozuldu uyuyamadığım için. İlk bir yıl bu duruma alışamadım. Ama zamanla azalacağını düşündüm hep. Zamanla hiç bir şey azalmıyor. Aksine çoğalıyor. Artık ya bu çocuğu okutsak mı hoca mı bulsak gece hep ağlayarak…

UMUT

Yollar uzun, yükün ağır ve menzil uzak. Çok gelir her yük sana, çünkü çıktığın bir yokuş belki dağ. Yoruldukça ağırlaşır yükün. Ağırlaştıkça yorulursun. Olsun yol sende ya hala. Kavuşacaksın ya bir gün sevgiliye  yürümene bak sen ! Derdim var benim a dostlar ondan feryat figan ederim. Yolda bir taşa takıldım sormayın. Neden geldin taş benim…

TEKİ TEKİNE

Hızla biri koşuyor metroya binebilmek için. Hafif aksıyor ama neden. Yüzünden aşağı bakışları kaydırınca teki tekine giyilmiş ayakkabılar. Biri bir bot. Bağcıkları açık yerde bi sağa bir sola uçuşuyor. Diğeri bir spor ayakkabısı. Kıyafetine baksan düzgün giyimli. Niye ters giymiş ki? Farkında değil herhalde. Yada diğer tekine bir şey oldu. Hah işte arkasından bir adam…

YOKSULLUK

İlk tayin yerimdi Urfa. Güzel anılar biriktirdiğim gibi hatırladıkça yüreğimi acıtanları da vardı elbet. Ben çok kenar bir mahallede fakir, mevsimlik işçi çocuklarının okuduğu bir okulda başladım mesleğe. Çok farklıydı günlük yaşamımızdan yaşamları. Bize basit gelen çoğu şey onlar için lükstü. Belki de hiç bilmiyorlardı. Mesela hiç asansöre binmemiş öğrencilerim olduğu gibi AVM nin ne…

HAYAT VADESİ DOLMADAN

Ömür bize bahşedilmiş. Nasıl geçirmeyi arzu edersen diye. Öldükten sonra Hatırlanılırlığı birinin iki ömür kadar olsa gerek. Düşünüyorum da bi babam bi ben varız dedem için  benim çocuğum bilmez tanımaz onun hakkında konuşacak bir şeyi de olmaz. İki ömür işte bahsedildiğin. Artık herkes farklı memlekette yaşıyor. Atası başka yerde kendi başka yerde kim gidip dedesinin…

EVLENECEKLERE BİR ÇİFT LAFIM VAR!

Başlık sitemkar oldu değil mi? Evet biraz sitemkar olmalı zaten. Nedeni önemli değil. Kendi görüşüm tüm bu yazdıklarım. Özellikle gözdenin evinden sana söylüyorum yada şemsiyenin altındaki arkadaşım sana şaka bir yana ben bekar veya evlenme arefesindeki herkese söylüyorum. Birincisi evlilik çok hassas bir konu. Ustalaşması zaman alan bir süreç. Yüzde yüz  uyum diye bir şey…

RAMAZANA ELVEDA BAYRAMA MERHABA

Artık son iftar zamanı. Bayramın geldiğine sevinmeli diyorum. Sevinmeli… fakirin halinden daha çok anlayarak girmeli bayrama, paylaşmanın zevkine vararak. Günahların dökülüp sevapların yüklendiğini bilerek. Yolda gözü olanların beklediklerine kavuşmalarını diliyorum. Beklenilenlerin kazasız menzile varmalarını, çocukların bu bayram gülmesini istiyorum. Savaşların bitmesini… artık bayram… bayramınızın en güzel şekilde geçmesi temennisi ile.

HİKAYE: HAYRA AZİM!

Yaşamaksa yaşamıştı ömrünü. İki büklüm beli, kırışmış teniyle duruşu asırlık bir çınar olduğunu sergiliyordu. İki bastonla zoraki yürümesine rağmen pervasız bir şekilde hareketleri çevikti. Bahçede elmadan pekmez kaynatıyorlardı komşularıyla. Çoktu elma yörede. Küçücük eciş bücüştü hepsi ama mis gibi kokuyorlardı. Bir an eskiye daldı… Gençti bir zamanlar. 7 tane aslan gibi erkek evlat yetiştirmişti. Yetiştirmişti…

HAYAT HERŞEYE RAĞMEN DEVAM EDİYOR

Ne ilginç insanoğlunun yaşamı. Bir dünya üzerinde milyonlar dünya ile yaşıyor. Her bir dünya farklı bir yaşam sürüyor. Kural kaideleri farklı. Bambaşka pencerelerden bakıyor. Hayat ne zor insanoğlu için. Her zaman gül Gülistan değil yürüdüğün yol. Dikenler de batıyor ayağına, taşlar da değiyor, çelmeler de takılıyor. Çıkmaz sokak sandığın yollar da oluyor. Hiç bitmesin istediğin…

BİR AVUÇ ŞEKERDİ MUTLULUK

Mutluluk ne kadar ucuzdu bir zamanlar. Her şeye hesapsız sevinirdik. Mutluluk çocukluğumun kalbindeydi. Mutluydum o zaman. Arkadaşsız kalırdım bazen herkes tatile gittiğinde ama hayali bir arkadaş bulur oynardım. Çamurdan köfteler yapardım. Bitkilerden derde deva buluşlar… mutluydum çocukken.  Kimse mutluluğu bana çok görmezdi. Bir avuç şekerim oldu mu benden mutlusu olmazdı. Sabah gözümü ovarak bahçeye atardım…

UNUTTUĞUMUZ DEĞER: KÖY DÜĞÜNLERİ

Hafta sonu köydeki uzak akrabalarımızın düğününe katıldık. Ama köyümüzü o kadar özlemişim ki. Aslında çok bir bağımız yok ama muhteşem doğası tertemiz atmosferi çam ağaçlarının mis gibi kokusu insanı rahatlatıyor. Hangi köy derseniz hayal edin sizin hayal ettiğiniz herhangi bir köy olsun. Dağların arasında, küçücük şirin bir yer, suları lezzetli çünkü dağdan geliyor, insanları içten…

ROMA’DA KOMİK BİR HATIRA

Aklıma geldikçe gülüyorum. Bir kaç sene önce İtalya- Fransa gezisi yaptık. Venedik , Floransa, Pisa’dan sonra gece 21.00 gibi Roma’ya vardık. Booking’ den ayırdığımız otelimizin bulunduğu yere geldik ki eski püskü binalar. Hiç bir yerde otelin adı yazmıyor. Otelin bulunduğu binaya geldik zillere bakıyoruz ismi yazmıyor. Telefonlara sarıldık ama bi an birbirimizin yüzüne baktık ve…